23 Kasım 2013 Cumartesi

Mobil uygulama dünyasındaki üçüncü parti servisler

Üçüncü parti servisler

Bir mobil ürün geliştirme süreci her ne kadar tasarım ve kod ile başlasa da, bir uygulamanın hayatta kalması, kullanıcının doğru anlaşılması ile mümkündür. Bu noktada da ürün yöneticilerine büyük sorumluluk düşmektedir. Eskiden en büyük zorluk olarak nitelendirilen “uygulamayı kullanıcıya yükletmek” günümüzde milyona yakın uygulamanın bulunduğu bu vahşi rekabet ortamında sadece ufak bir problem olarak anılmaktadır. Artık asıl sorun kullanıcının uygulamayı “kullanması” ve uygulamanın kendini sürekli olarak yenileyebilmesidir.

Bu blog yazısında hem ürün yöneticilere hem de bağımsız uygulama geliştiricilere mobil uygulama yönetim sürecinde karşılaşabilecekleri çeşitli problemleri daha kolay halletmelerini sağlayacak bir takım servislerden bahsedeceğiz. Çoğunlukla ücretsiz sunulan bu servislerde güzel analiz araçları bulabileceğiniz gibi uygulamanın test sürecini hızlandıran araçları da tanıyacaksınız.

Flurry

Uygulamanızın kullanımını takip etmeniz size, kullanıcıların uygulamada hangi ekranları görüntülediği ve hangi özellikleri ne kadar süre boyunca kullandığı gibi konularda bilgi sahibi olmanızı sağlar. Bu bilgilerle uygulamanızın sonraki versiyonlarında kullanıcıların istek ve davranışlarına göre daha efektif bir uygulama sunabilirsiniz. Aynı zamanda kendi belirlediğiniz hareketleri de (event) takip ederek uygulamanızda belirli aksiyonların (örneğin satın alma) ne kadar gerçekleştirildiğini görebilirsiniz.

Oldukça ünlü bir mobil uygulama analiz servisi olan Flurry, yukarıdaki amaçla kullanabileceğiniz ücretsiz bir servistir. Dünya üzerindeki bir çok ünlü uygulamanın ve büyük firmaların analizini yürüten Flurry, ayrıca Blog sayfasından yayınladığı istatistiksel bilgilerle mobil yazılım endüstrisinin ne yöne gittiğine dair detaylı bilgiler vermektedir. 



Flurry SDK’sı aracılığıyla topladığı bilgilere dayanarak günlük raporlar çıkarmakta ve uygulamanın kullanımı ile ilgili ön görüler de yapabilmektedir. Ancak burada dikkat etmeniz gereken toplanan bilgilerin Flurry sunucularında saklanıyor olmasıdır. Kullanıcı bilgilerinin anonim de olsa paylaşılmasının sakıncalı olduğu bankacılık ya da telekom gibi sektörlerde kullanılması doğru olmayabilir. Bunun dışında bütün uygulama bilgilerinin tek bir sunucuda toplanıyor olması kullanıcılarla ilgili oldukça detaylı bilgilere sahip olmanızı sağlar. Flurry kullanıcıların demografik yapısı ve yükledikleri diğer uygulama tipleriyle ilgili raporlar sunmaktadır.

Flurry’nin uygulama içine entegrasyonu ile ilgili detaylı bilgileri iOS ve Android derslerimizde göstermiştik. iOS anlatımına buradan, Android anlatımına ise buradan ulaşabilirsiniz.

Countly

Açık kaynak kodlu bir analiz aracı olan Countly, gerçek zamanlı takip ve gelişmiş arayüzü ile Flurry’e güçlü bir rakip haline gelmiştir. http://count.ly adresinden indirip kendi sunucunuza kurabildiğiniz Count.ly, nodeJS dilinde geliştirilmiştir ve MongoDB kullanmaktadır. Aynı zamanda kendinize özel kullanıcı hareketi (event) izleme özelliği de sunan Count.ly, özellikle girişimcileri ve AppStore’da kendi uygulamasına sahip bağımsız geliştiricilerin öncelikli tercihi olmaktadır.

Testflight

iOS platformunda uygulama geliştirme sırasında uygulamanın derlenip test cihazlarına gönderilmesi oldukça zahmetli bir iştir. Özellikle büyük bir ekipseniz ve dağıtım listelerine göre çalışıyorsanız (yöneticiler, test ekibi, ürün yöneticisi vs) yeni cihazların eklenmesi ve uygun sertifika dosyalarının hazırlanması oldukça fazla vaktinizi alacaktır.

Testflight, uygulama dağıtımında size sunduğu basit arayüz, izinli listeler ve uyumlu cihaz filtreleme özellikleriyle işinizi oldukça hızlandıracaktır. Yeni bir uygulama versiyonu çıktığında tek yapmanız gereken Testflight arayüzünde ipa dosyasını ekrana sürüklemek ve açıklama girmektir. Uygulamanın versiyon bilgileri ve kullanılabileceği cihazlar otomatik olarak ipa dosyası içerisinden okunur ve uygulamayı yükleyebilecek kişi listesi size sunulur. Siz de uygulamayı denemesini istediğiniz kişileri listeden seçerek bir uyarı epostası gönderilmesini sağlayabilirsiniz.



Testflight uygulamaları ağ üzerinden yüklediği için ipa’nın eposta üzerinden gönderilmesi ya da iTunes üzerinden yüklenmeye çalışılması söz konusu değildir. Bu da size güvenli ve hızlı bir yükleme kanalı sunar. Eğer bir mobil uygulama geliştirme firmanız varsa Testflight uygulama dağıtım süreçlerini oldukça kolaylaştıracaktır.

Flinto

Uygulamanın taslak ve tasarım sürecinde akışların belirlenmesi ve en önemlisi prototipinin hazırlanması, uygulama geliştirme başlamadan kullanıcı deneyiminin test edilmesi açısından oldukça önemlidir. Ayrıca uygulamayı “hissetmek”, uygulamanın doğru tasarım ve akışa sahip olup olmadığı hakkında ilk kullanıcılara önemli geri beslemeler sağlamaktadır.

Flinto son zamanlarda oldukça fazla kullanılan ve gittikçe popülerleşen bir prototipleme aracıdır. Genellikle tasarımcılar uygulamanın ilk arayüzünü oluşturduktan sonra tasarımı paylaşmak ve fikir almak için Flinto’yu tercih etmektedirler. Basit bir web arayüzü üzerinden kullanılan Flinto ile uygulamanızın ekranlarını web üzerinde giydirebilir ve butonlara çeşitli aksiyonlar verebilirsiniz. Flinto belli bir ekran üzerinde alınabilecek aksiyonları kullanıcıya gösterir ve bir geçiş efekti ile yeni ekranı açarak kullanıcıya uygulamanın akışı hakkında fikir verir.



Flinto’nun bir diğer özelliği ise paylaşılan bağlantının mobil cihazlar üzerinde sanki gerçek bir uygulamaymış gibi ekran boyutuna uygun şekilde açılmasıdır. Böylece mobil uygulama deneyimine yakın bir deneyimle uygulamayı deneme şansı elde ederiz. Aynı zamanda Flinto sıradan bir web tarayıcı ile de uygulamayı deneme şansı vermektedir.

Flinto 30 günlük deneme süreci sonunda yıllık 96 dolarlık bir ücret talep etmektedir. Eğer profesyonel anlamda uygulama tasarımıyla uğraşıyorsanız ya da bir mobil uygulama geliştirme firmanız varsa, Flinto prototiplerini tanıtmanız açısından büyük kolaylık sağlayacaktır.

Urban Airship

Kullanıcıya uygulaması açık olmasa da bir mesaj göndermeyi sağlayan Uzaktan Uyarı Servisleri (Push Notification), mobil pazarlama ekiplerine de alternatif bir erişim kanalı oluşturduğundan her türlü uygulamanın vazgeçilmez özelliği haline gelmiştir. Apple platformunda APNS (Apple Push Notification Service) ve Android platformunda GCM (Google Cloud Messaging) olarak bilinen push servisleri isimleri farklı olsa da aynı prensiple çalışırlar; uygulama yüklendiğinde cihaza özel bir kod üretilir (token) ve uygulama sahibi bu kodu kendine ait bir sunucuda saklamak zorundadır. Daha sonra bir mesaj atılmak istediğinde bu kod sayesinde doğru kullanıcıya ulaşmak mümkün olur.

Bu sebepten dolayı uygulama geliştiriciler push servisi kullanmak istediklerinde kodların (token) saklanması için bir sunucu geliştirmesi yapmak zorundadır. Urban Airship ise uygulama sahiplerini bu geliştirmeden kurtararak uygulamalara ait kodları toplayan ve sunduğu arayüz üzerinden mesaj atan bir servis sunmaktadır.



Eğer uygulamanızda APNS ya da GCM servislerinden birini kullanacaksanız Urban Airship ile uzun geliştirme maliyetlerinden kurtulup hızlıca mesaj atmaya başlayabilirsiniz. Bununla beraber Urban Airship’in sektörlere özel sunduğu kampanya paketlerinden faydalanabilir, gelişmiş arayüzü ile mesajlarla ilgili analizlere ulaşabilirsiniz.

Distimo
Uygulamanızın dükkanlardaki durumunu takip etmek için detaylı bir analiz servisi sunan Distimo, sahip olduğu web arayüzü sayesinden uygulamanıza ait istatistikleri her an takip edebilmenizi sağlar. iTunes Connect’e göre çok daha detaylı bir hizmet sunan Distimo, rakip analizi, birden fazla uygulama dükkanını takip, uygulamanıza olan ilginin ölçülmesi gibi özellikleriyle de alanında önde gelen servislerden biri olmaktadır.




Bunun dışında Distimo blog sayfası üzerinden (distimo.com/blog) yayınladığı raporlarla sektörün gidişatı ile ilgili oldukça isabetli tahminler yapmaktadır. In app purchase rakamları, türlere göre uygulamaların kullanımı, toplam indirme rakamları gibi çok çeşitli konularda sunulan raporlar, kendi uygulamanıza yön vermeniz için size eşsiz bir kaynak olacaktır.

Not : Bu yazı 22.11.2013 tarihinde Geleceği Yazanlar Blog'da yayınlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder